ABDİran mutabakatı: Belirsizlikler sürüyor
ABD ile İran arasında mutabakat sağlandığı duyurulsa da Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler başta olmak üzere bazı konularda taraflardan gelen farklı açıklamalar nedeniyle belirsizlikler sürüyor.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırısıyla başlayan savaş, müzakerelerin sonunda mutabakatla sonuçlandı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini" ilan etti.
Bu açıklamadan sonra gözler, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın maddelerine çevrildi.
Resmi olarak mutabakatta yer alan maddeler duyurulmasa da İran basını "14 maddelik mutabakat taslağı" olduğu söylenen bir metni paylaştı.
Bu metne göre, taraflar Lübnan dahil tüm cephelerde kalıcı bir ateşkesi kabul ediyor. Washington'ın Tahran yönetiminin içişlerine karışmama taahhüdü, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırması da mutabakattaki maddeler arasında yer alıyor.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın düzenlemeleri çerçevesinde" 30 gün içinde yeniden açılması, İran petrolü ve enerji ürünlerine yönelik yaptırımların kaldırılması da "mutabakat taslağında" bulunuyor.
Buna ek olarak, ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarının Tahran'ın erişimine açılması, İran'ın ise nükleer silah üretmeme taahhüdünün yenilenmesi de mutabakat taslağında öne çıkan maddeler olarak dikkati çekiyor. Ancak, Lübnan'daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere ilişkin taraflardan gelen farklı açıklamalar, mutabakata ilişkin bazı belirsizliklerin ortaya çıkmasına neden oldu.
19 Haziran'da İsviçre'de düzenlenecek resmi imza töreniyle taraflar arasındaki savaşın sona erdirilmesi hedeflenirken, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa yol açan konular arasında netlik kazanmayan başlıklar yer alıyor.
Hürmüz Boğazı, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırıları, İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve tazminat meselesinin yanı sıra İran'ın vekil güçleri ve füze programına ilişkin konular önem arz ediyor.
Peki, tarafların mutabakat hakkındaki açıklamalarını ne oldu?
Hürmüz Boğazı
ABD Başkanı Donald Trump, küresel ticaret bakımından büyük önem arz eden Hürmüz Boğazı'nın "ücretsiz olarak açılmasını" onayladığını ve bunun "kalıcı" olacağını iddia etti.
Anlaşmanın 19 Haziran'da imzalanacağını duyuran Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenerek petrol taşımacılığının devam edeceğini söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Hürmüz Boğazı'ndan geçiş düzenlemesi ile ilgili yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nda sunulan hizmetlerin bedelini almalıyız." dedi.
İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansının 14 maddelik mutabakat zaptı taslağına ilişkin haberinde, Hürmüz Boğazı'nda geçişlerde ücret toplama hakkının sadece İran ve Umman'a ait olduğunu ve üçüncü tarafların bu konuda karar alma yetkisine sahip olmadığını söylendi.
Lübnan'a saldırılar
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan ettiğini" aktarırken, İsrail tarafından mutabakata yönelik itirazlar geldi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun itirazlarına rağmen mutabakatın sağlandığını aktaran Trump, İran ile mutabakata yaklaşılan bir dönemde İsrail'in Beyrut'a saldırısını eleştirerek bunun "yaşanmaması gerektiğini" vurguladı.
Ancak Trump, mutabakata tüm Lübnan'ın dahil olduğuna dair henüz bir ifade kullanmadı.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Trump'ın yaptığı mutabakatın "kendilerini bağlamayacağını ve İsrail'in ABD'nin sömürgesi olmadığını" savundu.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Washington ile Tahran arasındaki mutabakata rağmen, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Suriye ve Gazze'de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini açıkladı.
Ancak Katz, Lübnan'a saldırıların sürüp sürmeyeceğine ilişkin de bir ifade kullanmadı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise mutabakatın Lübnan'ı da kapsadığını belirterek, "Lübnan da dahil olmak üzere çeşitli cephelerdeki savaş ve askeri operasyonlara derhal ve kalıcı olarak son verileceği bu gece açıklanacak." demişti.
İran basınındaki "mutabakat taslağında", İran ve Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde mevcut savaşın durdurulmasının şart koşulduğu belirtilerek, ABD'nin bu kararlılığı İsrail adına da taahhüt edeceği kaydedildi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının tamamen durması gerektiğini vurgulayarak, ABD'nin anlaşmayı uygulama sorumluluğu taşıdığına dikkati çekti.
İsrail ordusu, dün Lübnan'ın başkenti Beyrut ile güneydeki beldelere saldırılar düzenlemiş, bugün de ateşkese rağmen güneydeki Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine hava ve topçu saldırıları düzenlemişti.
Nükleer program ve yaptırımlar
Trump, İran'ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağını kaydetti.
Yeni mutabakatın İran'ın "nükleer silah geliştirememesini veya satın alamamasını" güvence altına alacağını savunan Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl süreyle askıya alması meselesini hala müzakere ettiklerine ancak 15 yıllık süreci de kabul edebileceğine işaret etti.
Trump, İran'ın kapasitesinin "askeri amaçlara asla hizmet edemeyecek" düşük düzeyde uranyum zenginleştirmeyle sınırlı tutulacağını aktardı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, anlaşmanın imzalanmasından sonraki 60 günlük süre içerisinde yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik kalkınma mekanizması gibi konuların müzakere edileceğini kaydetti.
İran basınındaki "mutabakat taslağında" İran'ın nükleer programına ilişkin taleplerin zenginleştirilmiş uranyumla ilgili olduğunu ve İran'ın diğer nükleer faaliyetlerine ilişkin görüşme yapılmadığı belirtildi.
Taslakta, nihai bir anlaşmaya varılsa bile İran'ın yükümlülüklerinin, nükleer silah üretmeme taahhüdüyle ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoku meselesinim Tahran tarafından önerilen bir formülle çözülmesiyle sınırlı kalacağı kaydedildi.
Uranyumun seyreltilmesi durumunda ülke içerisinde kalacağı aktarılan taslakta, gerekirse malzemenin kısa süre içerisinde daha yüksek zenginleştirme seviyelerine getirilebileceği ifade edildi.
ABD'nin birincil ve ikincil yaptırımları kaldırmayı taahhüt ettiği iddia edilen taslakta, müzakerelerin ikinci aşamasına gelinene kadar kapsamlı bir yaptırım muafiyeti veya hafifletilmesi sağlanmayacağı kaydedildi.
İran'ın dondurulmuş varlıkları
Taslağın paylaşıldığı haberde, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının durdurulması ve Lübnan'daki savaşın bitirilmesinin görüşmelerin bir sonraki aşamasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyebileceği dile getirildi.
Öte yandan ABD tarafı ve ara bulucu Pakistan, yaptırımlar konusunda güncel bir açıklama yapmadı.
Tazminat
Taslağın paylaşıldığı haberde, 300 milyar dolarlık kalkınma ve yeniden imar fonu teklif edildiği belirtilerek, "yeniden imar" teriminin savaş kaynaklı hasarlara ilişkin olduğu öne sürüldü.
ABD tarafında bu iddiayı doğrulayan veya yalanlayan bir açıklamaya henüz rastlanmadı.
İran'ın vekil güçleri ve füze programı
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve müzakere sürecinde sık sık gündeme gelen İran'ın bölgedeki vekil güçleri ve füze programı da hala belirsizliğini koruyan konular arasında yer alıyor.
Özellikle İsrail'in peşinde olduğu iki konu dönem dönem ABD diplomasisinin de ısrar ettiği meseleler olarak öne çıkmıştı.
Ancak Tahran yönetimi, müzakerelerde bu konuların masaya yatırılmasına karşı olduğunu yinelemişti.